ÖHGEM İLE HIZLI HASTA TRANSFERİ
Hastaların nakil sürelerini kısaltmak ve en uygun sağlık merkezine sevkini sağlamak amacıyla kurulan Türkiye Özel Hastaneler Nöbetçi İşletme Müdürleri Birliği (ÖHGEM), kurulduğu günden bu yana pek çok hastanın tedavisine katkıda bulundu. Kurdukları sistemi ve sağladığı avantajı aktaran ÖHGEM’in Kurucusu ve Başkanı Tolga Güler ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Bize Türkiye Özel Hastaneler Nöbetçi İşletme Müdürleri Birliği (ÖHGEM) yapılanmanızdan bahseder misiniz? Ne zaman ve hangi amaçla kuruldu?
Sektörün çok hareketli ve bulunduğumuz il nüfusunun çok kalabalık olması nedeniyle hasta transfer süreçlerinde özellikle özel sağlık kuruluşlarının zamanlama ve hastaların yoğun bakım vs. gibi yer arayışları açısından çok ciddi sorunlar yaşanmaktaydı. Örneğin herhangi bir özel sağlık kuruluşunun acil servisinde yoğun bakım veya cerrahi işlem amaçlı bekleyen hastanın, başka bir kuruma transferi sürecinde 112 Komuta Merkezi’ne Ek-3 formu dediğimiz bir evrak ile bildirim yapılıp, hastanın başka bir kuruma transfer aşaması beklenir.
112 Komuta Merkezi de yer, yani yatak bekleyen hastanın tıbbi bilgilerini İstanbul içi bütün kurumları tek tek arayarak karşı tarafa sunup uygun olup olmadığı konusunda geri bildirim alır. Bu süreç zaman zaman saatleri, zaman zaman da birkaç günü bulabiliyordu. Bu durum hastanın tedavisinin yerinde ve zamanında yapılamadığını ortaya koyduğu gibi hasta yakınlarının gerginliklerinin de kurum çalışanlarına yansımasına neden olmaktaydı. Bizler bu sorunları birebir sahada yaşadığımız için bir çözüm yolu aramaya başladık. Bulmak istediğimiz çözüm, bizlerin iş yükünün hafiflemesinden ziyade geçen zamanla birlikte oluşan hasta mağduriyetinin ortadan kaldırılması isteğiydi.
2017 yılının ilk yarısına gelince, birkaç arkadaşım ile birlikte İstanbul içindeki tüm özel hastanelerin gece işletme müdürlerini WhatsApp uygulaması üzerinden bir araya getirerek bu süreci minimum seviyeye indirebileceğimizi düşündük. Başlangıçta 20 kişi olarak çıktığımız bu yolda bugün itibarıyla 250 kişilik bir birlik ortaya çıkmış oldu.
En büyük amacımız, acil servislerde bekleyen yoğun bakım, cerrahi veya kardiyak hastaların en kısa sürede uygun sağlık kuruluşuna transferini sağlamaktı. Peki bizler bu zaman dilimini nasıl minimum seviyeye indirmiş olduk?
Hastanın tıbbi bilgilerinin yazıldığı, yani Ek-3 formu (T.C. kimlik ve özel bilgiler hariç) dediğimiz evrakı kurmuş olduğumuz gruba atarak hastanın ihtiyaç duyduğu yatak durumunu belirtiyoruz. Böylelikle tek tek aranması gereken kurumlar saniyeler içinde hastanın tıbbi bilgilerini görerek uygunluk durumunu bildiriyor ve hastanın transferi hızla gerçekleştiriliyor.
Transfer aşaması zaman zaman 112 ambulans ekipleri, zaman zaman da kurumların kendi ambulans ekipleri aracılığıyla ücretsiz sağlanmaktadır. Bu aşamada devletin sağlamış olduğu imkânlar doğrultusunda hasta transferi en kısa süreye inmekte ve hastanın tedavisi başlamaktadır.
Kuruluşundan bu yana sektöre sağladığı katkılara da değinmek isteriz. Bu süreçte neler yaptınız?
2017 yılında kurulan bu sosyal platform, bugüne kadar 112 Komuta Merkezi’nin transfer bilgisi doğrultusunda 8.000 hasta transferinin gerçekleştirilmesini sağlamıştır.
Bu transferlerin büyük çoğunluğunu özellikle terminal dönem onkoloji hastaları ile yoğun bakım ihtiyacı bulunan hastalar oluşturmaktadır. Bunun yanında gece acil cerrahi işlem gerektiren veya ileri derecede kardiyak problemleri nedeniyle bir an önce müdahale edilmesi gereken hastalar da bu kapsamda yer almaktadır.
Buradaki en büyük katkımız, hastaların zaman kaybı nedeniyle yaşadığı mağduriyetleri ortadan kaldırmak olmuştur. Son yıllarda ülkemizin birçok yerinde yoğun bakım yatak kapasitesinin arttığını, tedavi süreçlerinin de hem teknolojik hem de tıbbi bilgi ve beceri açısından yeterli seviyeye ulaştığını görmekteyiz. Zamanla yarışan bu hasta profiline hızlı şekilde yer ayarlanmasını sağlamamız, halkın devlete olan güvenini de artırmaktadır.
Düşünün ki yakınınız için aranan yatak saatlerce hatta günlerce bulunamıyor. Yaşanan bu durum hasta ve hasta yakınlarını psikolojik olarak yıpratmakta, bu yıpranmanın isyana dönüşmesi ise an meselesi hâline gelmektedir. İşte bizler devletin sunduğu imkânlar doğrultusunda yaptığımız dokunuşlarla hem sektöre hem de insanlara fayda sağlıyor ve bunu kanıtlamış bulunuyoruz.
Bununla birlikte birçok sosyal amaçlı kurum ve kişiye de platform olarak elimizdeki imkânlar doğrultusunda destek oluyoruz. Örneğin son yaşanan deprem felaketinde ağır hasar alan bölgelere sağlık malzemeleri, giyim ve gıda desteği sağladık. Grup üyelerimizle birlikte kalben ve manen de depremden zarar gören vatandaşlarımızın yanında olduk.
Birliğinizin en çok zorlandığı konu nedir?
Bilindiği üzere çalıştığımız sektör, insanın yaşam kalitesini artırmak adına hizmet veren sağlık kuruluşlarından oluşmaktadır. Belki de en çok üzüldüğümüz ve her platformda sözlü ya da yazılı olarak dile getirdiğimiz en önemli konu, çocuk yoğun bakım servislerinin yeterli sayıya ulaşamamış olmasıdır.
İstanbul örneğini vermek gerekirse, resmi rakamlara göre yaklaşık 15 milyon insanın yaşadığı bu şehirde nüfusun yaklaşık 3,5 milyonunu çocuklar oluşturmaktadır. Buna rağmen 3,5 milyon çocuğun yaşadığı bir şehirde iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda çocuk yoğun bakım ünitesinin bulunduğu bilinmektedir.
Burada özellikle belirtmek isterim ki çocuk yoğun bakım üniteleri ile yenidoğan yoğun bakım üniteleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Zaten Anadolu’nun birçok yerinde ihtiyaç duyulan çocuk yoğun bakım hastaları büyükşehirlerdeki mevcut kurumlara sevk edilerek yatırılmaktadır. Bana göre bu büyük sorunun çözüm noktası, 3. basamak ruhsatına sahip tüm hastanelerde çocuk yoğun bakım ünitelerinin açılmasının desteklenmesi ve bu alanda yan dal eğitimi almış çocuk yoğun bakım uzmanı hekim sayısının artırılmasıdır.
Bu önemli sorunun da en kısa zamanda çözüme kavuşmasını bütün yüreğimizle temenni ediyoruz.





