MUTLU ÇALIŞAN GÜÇLÜ SAĞLIK SİSTEMİ

Sağlık çalışanlarının ağır çalışma koşulları, ekonomik beklentileri ve güvenlik sorunlarına dikkat çeken ÖHGEM Başkanı Tolga Güler, kalıcı çözümlerin sağlık sisteminin geleceği için kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Memnuniyet, iş hayatında çalışan her bireyin yöneticisi veya işvereni tarafından motive edilmesini sağlayacak ortamların oluşturulmasıyla ortaya çıkar. Bu durum çalışanın kuruma aidiyet duygusunu güçlendirir, işe bağlılığını artırır ve daha verimli çalışmasını sağlar. İş dünyasının en hassas ve dikkat gerektiren alanlarından biri de hiç kuşkusuz sağlık sektörüdür. Bu nedenle çalışan memnuniyetini sağlayan her sağlık kuruluşu, dolaylı olarak hasta memnuniyetini de artırır ve kurumun kalite kültürünün sürdürülebilirliğini güvence altına alır.

Sağlık kuruluşlarının en büyük gücü çalışanlarıdır. Verimli hizmet sunmayı hedefleyen kurumların, çalışanlarının emeğinin karşılığını zamanında ve hakkaniyetli şekilde vermesi büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşım, hasta memnuniyetini artırırken kurum kalite kültürünün devamlılığına da katkı sağlar.

Çalışanların sosyal yaşamlarını sürdürebilmeleri, fiziksel ve zihinsel yorgunluklarını giderebilmeleri, çalışma saatlerinin dengeli şekilde düzenlenmesi ve iş-yaşam dengesinin sağlanması hem ruh sağlığını hem de iş performansını olumlu yönde etkileyen temel unsurlardır. Peki sosyal, ekonomik ve mesleki anlamda çalışan memnuniyetini gerçekten sağlayabiliyor muyuz?

Bu soruya verilecek cevap ne yazık ki çok olumlu değildir. Son iki yılda yaşanan ekonomik gelişmelerin yanı sıra kronikleşen hasta ve hasta yakını baskısı ile sağlıkta şiddetin artması, sağlık çalışanlarına verilen değerin giderek azaldığını göstermektedir.

Peki bunun en önemli nedenleri nelerdir?

Başta özel sağlık kuruluşlarında ağır çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri ve çalışanların sosyal yaşamlarına yeterince zaman ayıramamaları gelmektedir. Buna hasta yakınlarının psikolojik baskısı ve şiddet olayları da eklendiğinde, sağlık çalışanlarında mesleğe karşı tükenmişlik, uzaklaşma ve sonunda mesleği tamamen bırakma eğilimi ortaya çıkmaktadır. Kalıcı çözümler üretilememesi ise bu süreci daha da hızlandırmaktadır.

Ülkemiz sağlık sektöründe teknolojik altyapısı ve coğrafi konumuyla önemli bir noktaya ulaşmış olsa da personel planlamasının yetersizliği ve çalışan beklentilerinin karşılanamaması nedeniyle hizmet verimliliği her geçen gün gerilemekte, bu durum kurumların oluşturmak istediği marka kültürünü de olumsuz etkilemektedir.

Şunu özellikle belirtmek isterim ki; yalnızca ciro odaklı hedefler belirleyen ve bu hedeflere ulaşmaya çalışırken profesyonel çalışanlarının maddi ve manevi beklentilerini göz ardı eden kurumlar, geçmişte kazandıkları marka değerini zamanla kaybetmeye mahkûmdur.

Kurumlar bekledikleri performansa ulaşmak istiyorlarsa, bunun yalnızca finansal hedeflerle değil, yüksek çalışan memnuniyetiyle mümkün olduğunun farkına varmalıdır. Bu yaklaşım yöneticilerin sözde değil, özde yerine getirmesi gereken temel sorumluluklardan biridir.

Çünkü bir işletmenin en büyük sermayesi, profesyonel ve deneyimli insan kaynağıdır. Beklenen iş verimini belirleyen en önemli faktörler ise; adil ücret politikası, dengeli çalışma saatleri, kariyer ve yükselme olanakları, yönetici ile çalışan arasındaki güçlü iletişim, sağlıklı çalışma ortamı ve tüm bunları destekleyen sosyal yaşam imkânlarıdır.

Son olarak belirtmek isterim ki, özel sağlık kuruluşlarında görev yapan tüm çalışanların sorunları yöneticiler tarafından dikkatle dinlenmeli ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Bu çözümlerin başında ise maaşların ve çalışma saatlerinin yeniden değerlendirilmesi gelmektedir.

Hem kamu hem de özel sağlık sektöründe çözüm bekleyen en önemli konulardan biri de güvenlik sorunudur. Çalışanların güvenliğinin sağlanması ve sorunlarının giderilmesi hem personele hem de kuruma değer katacak, kurumların marka gücünü ve hizmet kalitesini kalıcı hâle getirecektir.

Tolga Güler
Hastane Yöneticisi
Türkiye Özel Hastaneler Nöbetçi İşletme Müdürleri Birliği (ÖHGEM) Başkanı