BARİATRİK CERRAHİ SONRASI BESLENMEDE 5 KRİTİK KURAL

Kilo kaybını sadece bir sayıdan ibaret görmeyi reddeden bir uzman: Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Betül Demir Turhan… Bariatrik cerrahi sonrası “balayı döneminin” gizli tuzaklarından, kas kaybını önleyen kritik adımlara kadar her şeyi açık yüreklilikle paylaşıyor. Siz değerli okurlarımız için hazırladığımız bu özel röportajda; sadece incelen bir beden değil, özgürleşen bir yaşam tarzının şifrelerini bulacaksınız.

Betül Hanım, öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?

2016 yılı Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik mezunuyum. Uzunca bir süre hastanelerde klinik diyetisyenlik yaptım. Daha sonrasında çok değer verdiğim, bilgi ve tecrübelerine güvendiğim bir genel cerrah ile yolumuz kesişince bariatrik cerrahi alanına yöneldim. Şu an hem bariatrik hem de klinik danışanlarımda yeme davranışı üzerine çalışan bir diyetisyenim.

Mesleğe başladığım ilk günden beri ilgimi çeken şey insanların sadece ne yediği değil, neden yediği oldu. Bugün danışanlarımla yaptığım çalışmalarda amacım yalnızca liste vermek değil; süreci anlamalarını, kendi bedenlerini okumayı öğrenmelerini ve uzun vadeli bir yaşam alışkanlığı kurmalarını sağlamak.

Diyetisyen neden bariatrik cerrahi sürecinin olmazsa olmazıdır?

Bariatrik cerrahi yalnızca mideyi küçülten bir işlem değildir; bir insanın beslenme davranışını, açlık-tokluk sinyallerini, metabolizmasını ve yaşam şeklini kökten değiştiren bir süreçtir. Bu yüzden diyetisyen sürecin merkezindeki sağlık profesyonelidir.

Ameliyat kilo kaybı için bir başlangıç sağlar; ancak bu başlangıcın kalıcı bir başarıya dönüşmesi tamamen beslenme rehberliğinde davranış değişikliği ile mümkündür. Ameliyat sonrası diyetisyen olarak görevimiz; sadece liste vermek değil bedenin yeniden tanınmasına, yeni midenin sinyallerini öğrenmeye ve sürdürülebilir bir düzen kurmasına yardımcı olmaktır.

Ameliyat öncesi ve sonrası her bireyin fizyolojik ihtiyaçları farklıdır. Protein, vitamin, mineral ve sıvı alımı, kas ve kemik sağlığının korunması için sürecin titizlikle yönetilmesi gerekir. Kısacası bariatrik cerrahi sadece bir operasyondur; onun başarıya dönüşmesi ve beslenme aşamalarının güvenle ilerlemesi için diyetisyen desteği “olsa iyi olur” değil, sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ameliyat öncesi hazırlık sürecindeki diyetler, hastayı cerrahi başarıya hazırlamakta ne gibi kritik roller üstleniyor?

Ameliyat öncesi hazırlık dönemi hastanın tüm bariatrik yolculuğunun temelini oluşturur. Ameliyat öncesi uyguladığımız programın hem fizyolojik hem psikolojik açıdan çok boyutlu bir amacı vardır. Benim yaklaşımımda ameliyat öncesi diyet, hastayı bambaşka bir yaşam biçimine hazırlayan ilk adaptasyon sürecidir.

  • Fizyolojik Açıdan: Yaptığımız diyet karaciğer hacmini küçültmeye yardımcıdır. Böylelikle cerrahi alan daha güvenli hale gelir, ameliyat sırasında cerrahın işi kolaylaşır ve komplikasyon riski minimuma iner. Ayrıca karaciğerin küçülmesi, kan şekeri dengesinde ve insülin direncinde kritik rol oynar; ameliyat sonrası iyileşme süreci hızlanır ve inflamasyon riski azalır.

  • Psikolojik Açıdan: Belki de en kritik öneme sahip kısımdır. Yemekle ilişkiyi fark etmek, tetikleyen davranışları tanımlamak, duygusal yeme döngüsünü anlamak, yeme hızını düzenlemek ve açlık-tokluk sinyallerini yeniden okumayı öğrenmek ameliyat öncesinde mutlaka çalışılması gereken konulardır.

Beden değişir ama davranış değişmezse sonuç sürdürülebilir olmaz. O yüzden danışanlarıma “Değişim ameliyatla başlar fakat bir anda gerçekleşmez, emek gerektirir” diyorum. Danışanlarıma zihinsel olarak bu yolculuğa hazır olup olmadıklarını mutlaka soruyorum; bu sorunun cevabı ameliyat kararından çok daha değerlidir.

Hastalarda ameliyat sonrası beslenmeye dair en sık karşılaştığınız doğru bilinen yanlışlar (efsaneler) nelerdir?

Açık konuşayım mı? Ameliyat sonrası en sık duyduğum cümle şu:

“Hocam ameliyat oldum, hâlâ diyetisyene mi geleceğim?”

Evet, hem de özellikle şimdi! Bariatrik cerrahiyle mide küçülüyor ama alışkanlıklar, yemekle olan duygusal bağ, tatlıya yönelme ve açlık-tokluk sinyalleri birden şekillenmiyor.

En Çok Karşılaşılan Efsaneler:

  • “Artık canım hiç tatlı istemeyecek”: Keşke öyle olsa. Birçok kişide tatlı isteği azalacağı yerde artabiliyor. Aşırı kısıtlama daha fazla istek yaratabiliyor.

  • “Sadece az yemek yeterli, hangi yiyeceği seçtiğim önemli değil”: Aksine! Kaloriden çok besin içeriği ameliyattan sonra çok daha önemlidir. Küçük midemizi kaliteli besinlerle doldurmak zorundayız.

  • “Ameliyat sonrası takibe gerek yok”: Kan değerleri takibi ve kas kaybını önlemek için diyetisyen takibi zorunludur.

Yaşanmış Tehlikeli Örnekler:

Bir danışanım “Sıvı diyeti ne kadar uzun olursa o kadar hızlı kilo kaybı olur” diyerek 1 haftalık sıvı diyetini 1 aya yakın uygulamış ve halsizlik, tansiyon düşüklüğü ile acile başvurmuştu.

Başka bir hastamız ise “Nasıl olsa acıkmıyorum” diyerek ilaçlarını ve protein tozlarını bırakıp oruç tutmuş; halsizlik ve mide ağrısıyla tarafımıza başvurmuştu. Metabolizmayı bu derece açlıkla yormak süreci sekteye uğratıyor.

Bariatrik cerrahiden sonraki ilk “balayı dönemi” nasıl yönetilmelidir? En yaygın hatalar nelerdir?

“Balayı dönemi”, ameliyatın özellikle ilk 3 ayında iştahın azalması, tokluğun artması ve kilo kaybının hızlı olmasıyla hastaların kendilerini “Her şey yolunda” sandığı bir dönemdir. Bu süreçte atılan temel, başarının uzun süreli olmasını sağlar.

Balayı Dönemindeki Yaygın Hatalar:

  • Otomatik Kilo Kaybı Sanmak: Bu dönem doğru protein, yeterli sıvı ve takviye alımıyla kurulmazsa ilerleyen dönemlerde ciddi kas kayıplarına sebep olur.

  • Öğün Atlamak: Tokluk yüksek diye öğün atlandığında bir sonraki öğünde yeme hızını kontrol etmek zorlaşır, mide krampları artar ve ilerleyen dönemde karbonhidrat krizleri tetiklenir.

  • Sürekli Sıvı Beslenmek: Katı gıdaya geçişi geciktirmek kas kaybını hızlandırır.

  • Erken Safhada Zorlayıcı Besinlere Yönelmek: “Nasıl olsa tokum” diyerek yeni sisteme hazır olmayan besinleri tüketmek mide-bağırsak sistemini zorlar.

Su tüketimi, vitamin ve mineral takviyeleri neden hayati önem taşır?

Bariatrik cerrahi hastalarını takviye konusunda ikiye ayırıyoruz:

  • Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi): Sadece mide hacmi küçültüldüğü için ilk 3-6 aylık süreçte multivitamin ve gerekirse protein tozu öneriyoruz.

  • Gastrik By-Pass: Hem mide hacmini küçülten hem de bağırsaklardan emilimi azaltan bir yöntem olduğu için ömür boyu takviye kullanımı zorunludur. Multivitamin, multimineral, demir, B12 ve D vitamini kan parametrelerine göre düzenlenmelidir. Bunu bir ilaç kullanımı olarak değil, bedeninize yapacağınız bir yatırım olarak düşünmelisiniz.

“Katı gıdalara geçişi uzatmak daha çok kilo kaybı sağlar” yaklaşımı doğru mudur?

Bu, sosyal medyada en sık karşılaştığımız yanlışlardan biridir. Katı gıdaya geçişi uzatmak kilo kaybını artırmaz, aksine kas kaybını hızlandırır.

Beslenme aşamaları iyileşme hızına göre belirlenir:

  • Sıvı Dönem: Yaraların iyileşmesi içindir.

  • Püre Dönemi: İyileşen mideyi katı gıdaya hazırlar.

  • Yumuşak Diyet: Besinlere adaptasyonu sağlar.

  • Katı Dönem: Normal beslenmeye geçiştir.

Aşamaları uzatmak kas kaybının yanı sıra vitamin-mineral eksikliklerine, yeme davranışı bozukluklarına ve ileride büyük açlık ataklarına yol açar.

Tartıdaki azalmanın ötesinde, takip ettiğiniz temel başarı kriterleri nelerdir?

Kilo kaybı sadece bir sayıdır ve süreç içinde duraksayabilir. Benim için tartıdan çok daha önemli başarı kriterleri şunlardır:

  • Obeziteye bağlı şeker, tansiyon, gut, uyku apnesi gibi ek hastalıkların gerilemesi ve ilaçların bırakılması.

  • Gün içindeki enerji düzeyinin ve uyku kalitesinin artması.

  • Yemekle sağlıklı ilişkiler kurulması ve yeme davranışının düzelmesi.

  • Hareket kolaylığı kazanılması.

Danışanım bana “Eskiden merdiven çıkamazdım, şimdi rahatça çıkıyorum” veya “Çocuklarımla nefes nefese kalmadan vakit geçiriyorum” diyorsa, bu durum tartıdaki her türlü sayıdan daha büyük bir başarıdır.

Uzun dönemde tekrar kilo alma endişesi taşıyan hastalar için yol haritanız nedir?

Geri kilo alımı bir kader değildir; yönetilebilir bir durumdur. Böyle bir durumda yol haritamızı 3 temel üzerine kuruyoruz:

  • 1

    Metabolik Düzen: Kan parametrelerinin kontrolü, kas kaybını önleyecek protein alımı ve bağırsak sağlığının düzenlenmesi.

  • 2

    Davranış Düzenleme: İyi çiğneme, yavaş yeme, katı-sıvı ayrımı gibi kuralların tekrar oturtulması; duygusal yeme tetikleyicilerinin incelenmesi.

  • 3

    Periyodik Kontrol: Kilo alımı birikmiş küçük hataların sonucudur. Düzenli takip ile bu alışkanlıklar kalıcı olarak düzeltilir.

Bu alanda bir uzman olarak kişisel motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

Bariatrik cerrahi diyetisyenliği duygusal yükü yüksek bir alandır. Çoğu zaman yemeğimizi değil, biriken yılların yorgunluğunu konuşuruz. Danışanımın “Ben artık neden yediğimi biliyorum ve kendimi yeniden keşfediyorum” demesi en büyük tatmin kaynağımdır.

Her bir dokunduğum hayatın yeniden filizlendiğini görmek benim bu meslekteki en büyük motivasyonumdur.

Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Betül Demir Turhan