ALOPESİDE DOĞRU TEDAVİ REHBERİ
Prof. Dr. Emel Çalıkoğlu ile alopesi hastalığı, hastalığın tedavisindeki uygulamalar, hastaların tedavi sürecinde yaşadıkları, yeniden umut olmayı ve tedavi sonrası çıkan saçları ile hastaların yaşadığı mutluluk üzerine konuştuk.
Alopesi nedir, genel olarak hastalığı nasıl ifade edebiliriz?
Alopesi dermatolojik hastalıklardan birisidir. Bölge bölge dökülmeye alopesi areata, bütün saçın dökülmesine alopesi totalis, ancak bütün vücuttaki saç ve kirpik, kaş gibi vücut kıllarının dökülmesi söz konusu olduğunda buna alopesi universalis diyoruz. Tabii yaygınlık arttıkça hastalığın şiddeti de artmış oluyor.
Tedavi süreci nasıl işliyor, nasıl bir tedaviden söz ediyoruz?
Alopesi universalis hastalarında, özellikle çocuk hastalarda önce cignolin ve difensipron gibi tedaviler kullanıyoruz. Bunlar topikal immünoterapiler olarak geçmektedir. Bazen tek başlarına da kullanabiliyoruz; yani tek başına cignolin, bazen tek başına difensipron, kimi durumlarda da ikisini kombine ediyoruz.
İlaçlar, boşluklar üzerine sürülerek uygulanıyor. Bu ilaçlar sürülen bölgeyi kızartıyor, soyuyor, su toplamasına yol açıyorlar; yani bir bakıma şiddetli reaksiyonlar da elde ediyoruz ancak amaç da bu boşluk bölgelerindeki kıl foliküllerini, kıl köklerini uyararak saçların yeniden çıkmasını sağlamak. Uygulamanın güzel tarafı, saç bölgesine yapılan uygulama neticesinde kaş, kirpik ve vücudun diğer bölgelerindeki kılların da çıkmasını sağlaması.
Peki, bu hastalığın kaynağı veya sebebi nedir?
Sebebi tam olarak bilinmiyor. Birdenbire başlayan bu hastalık otoimmün hastalıklardan biri olarak geçiyor; yani vücut bunu kendi kendine yapıyor. Bu hastalıkta vücut kendi kıl folikülüne karşı savaş açmış oluyor. Yani vücut kendi kıllarını döküyor. Ama stresin büyük bir rolü olduğundan da söz edebiliriz. Genetik bir boyutu da var.
Hastalığın vücut kıllarını yok etmesinin sonucu aslında hastada ayrı bir stres kaynağına neden olduğunu söyleyebiliriz o halde.
Evet, hastalığın en önemli özelliği aslında hastada özellikle psikolojik açıdan büyük bir yıkıma neden olması. Saçın ne kadar önemli olduğu ile ilgili birçok bilimsel çalışma var.
Örneğin meme kanseri nedeniyle kemoterapi sürecindeki hastalar ile yapılan bir çalışmada, hastaların saç dökülmesini bir memenin alınmasından daha ağır buldukları tespit edilmiş. Yine meme kanseri hastalarının %80’i saçlarının dökülmesi nedeniyle kanser tedavisini bırakmayı düşünüyorlarmış. Yani kadınları bu denli etkileyebiliyor. Psikolojik olarak oldukça zorlayıcı bir durumdan söz ediyoruz.
Yine başka bir çalışma, alopesi areata hastalarının %85’inin günlük yaşam ile başa çıkmakta zorluk çektiğini ortaya koymuştur. Bundan kastettiğimiz nedir? Okula gitmek, evlilik hayatı, evlenmede sorun olabiliyor, boşanmalar olabiliyor.
Bir başka çalışmada bir hasta şunu ifade ediyor: “Sanki insanlar bunun ne kadar zor bir süreç olduğunu anlamıyor gibi. Belki saç deyip geçiyorlar sadece, ama bunun hayatımdaki her şeyi altüst ettiğini söyleyebilirim.” Psikiyatrik sorunların bu hastalık grubunda genel popülasyona göre daha yüksek olduğunu da biliyoruz.
Tedavi ne kadar sürüyor? Hastalık tekrar ediyor mu?
Tedavi en az altı ay sürüyor. Benim hekim olarak bugüne kadar cevap alamadığım hastam olmadı. Elbette farklı nedenlerle tedaviyi sonlandıran hastalar oldu, ancak tedavisine devam eden tüm hastalarımda sonuç aldım.
Ve evet, bu hastalık tekrarlayabilir. Ancak buradaki önemli nokta tedaviyi hiçbir zaman bırakmamak. Uzun süreli bir tedaviden söz ediyoruz, ömür boyu sürecek bir tedavi olarak düşünmek gerekiyor. Örneğin artık tamamen düzelmiş olan hastalarımdan, bir bakıma artık “Pembe Tokası” ile tedavinin yüzü haline gelen Ceylin kızımızda da ayda bir kez ilacı yeniden uyguluyoruz.
Ceylin’in tedavisi basında da geniş yer bulmuştu. Onunla olan yakın ilişkinizi sosyal medyadan da takip ediyoruz. Hekim-hasta ilişkisine de değinebilir miyiz?
Hekim-hasta ilişkisi bu hastalıkta çok önemli, dolayısıyla tedavi eden hekim olarak hastalarımla olan ilişkimi kesmeden sürdürüyorum. Çünkü hem hekimin hem hastanın hem de ailesinin ortaya koyduğu çok büyük bir emek söz konusu; büyük bir emek sonucu elde edilen başarılı sonuçların heba olmasına izin vermemek gerekiyor. Moral vermek, adeta ailenin bir ferdi olarak onları anlamak çok önemli.
Prof. Dr. Emel Çalıkoğlu Kimdir?
Dr. Çalıkoğlu 1995 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş ve 1998 yılında da aynı fakültenin Dermatoloji Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını almıştır. 2003 yılında doçent olan Dr. Çalıkoğlu, 2004 yılında Ankara Mesa Özel Hastanesi Dermatoloji Bölümünü kurmuştur. 2018’de Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne Dermatoloji profesörü olarak atanan Dr. Çalıkoğlu, 2018-2020 yılları arasında Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı, Dahili Tıp Bölümleri Başkanı ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak görev yapmıştır.
2020-2023 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan Dr. Çalıkoğlu; 2022 yılında Dermatoloji Anabilim Dalı bünyesinde Tıbbi Estetik ve Kozmetoloji Ünitesini kurmuştur.
Profesör Çalıkoğlu’nun 100’ün üzerinde yayınlanmış bilimsel makalesi ve kitap bölümü bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası çok sayıda bilimsel konuşmacı olan Dr. Çalıkoğlu’nun yine çok sayıda ödülü ve patenti bulunmaktadır. Çok iyi derecede Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Evli ve iki erkek çocuk annesi olan Prof. Dr. Emel Çalıkoğlu, üniversiteden emekliliği sonrası İzmir Özel Sağlık Hastanesi’nde görevini sürdürmektedir.





