TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE KISA BİR BAKIŞ
İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Gökhan Güler, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki mevcut durumu değerlendirerek, kalıcı reformlar ve eğitim odaklı bir dönüşüm çağrısında bulundu.
Ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili düzenlemeleri içeren 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 20.06.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, AB çerçeve direktifleri kapsamında kabul edilen sözleşmeler gereği AB-Türkiye uyum sürecinin parçalarından biri olma niteliğine haizdir. Başlangıç esnasında İş Sağlığı ve Güvenliği meslek mensuplarının neredeyse hiç olmayışından kaynaklı, hızlı bir şekilde mühendis kadrolarından sektör takviye edilmiş ve bu ilk oluşturulan mesleki kadronun büyük çoğunluğu ise şimdiki Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi yapısındaki işveren yapısını oluşturmuştur.
Yaklaşık 11 yıldır ise İş Sağlığı ve Güvenliği sektörü, oluşumundan günümüze kadar adeta içine tek bir çivi bile çakılmadan sektördeki açıklıkların getirmiş olduğu kazanç kapısı haline getirilmiş durumdadır. İşin enteresan tarafı ise sektördeki birçok meslek mensubunun buna hiçbir şekilde itiraz etmediği yönündedir. Genellikle itiraz edilen konu başlıkları iş ve iaşenin garanti konularında kalmakta ve İş Sağlığı ve Güvenliğinin gelişmesi konuları ise neredeyse hiç gündeme gelmemektedir. Çünkü gündeme gelirse gelmesi gereken ve önemli olan bazı ek iş tanımları, İş Sağlığı ve Güvenliği çalışanlarının büyük çoğunluğunun tabiri caiz ise işine gelmemektedir.
İş Sağlığı ve Güvenliği sektörünün ve çalışanlarının gerek kanunlardaki yetersizlikler gerekse de işi sadece mali unsura dayandırmaktan kaynaklı yetersiz kalışına defalarca şahit olmuşumdur. Toplumda İş Sağlığı ve Güvenliği bilincinin oturmaması hem de 11 yıl gibi uzun bir süre zarfında bir adım ileri gidememesi, mesleki açıdan herkesin kendisini sorgulaması gereken bir konudur. Tabii bunu sadece salt meslek mensupları ile ilişkilendirmek doğrudan hatalı bir durum yaratır. Bu en başından beri Türkiye’de birçok şeyin “mış gibi yapma” alışkanlığından kaynaklanmaktadır. Her şeyin başı eğitim olduğu için öncelikle bu sorunların eğitim kurumlarında düzeltilerek akredite bir şekilde yerine getirilmesi ve İş Sağlığı ve Güvenliği meslek çalışanlarının görev tanımlarının ve yetkilerinin netleştirilmesi gerekmektedir.
Ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili topluma faydalı olarak toplum bilincinde İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünü oluşturmak için aşağıdaki belirtmiş olduğum sıralama listesinin başından sonuna doğru sistematik bir reform oluşturmak gerekmektedir. Var olanı sürekli revize ederek bir düzene varılamayacağı son 11 yılda net ve anlaşılır bir tablo ile her daim karşımıza çıkmaktadır.





