AŞKIN HOCA İLE ‘HAP BİLGİ’

Sağlığa Bakış Dergisi olarak yakın zamanda Başkent Üniversitesi İzmir Zübeyde Hanım Uygulama ve Araştırma Merkezi Üroloji Bölümü öğretim üyeleri arasına katılan değerli Doç. Dr. Aşkın Eroğlu ile hayati organlarımızdan böbreklerimizi, böbrek tümörlerini ve cerrahisini konuştuk. Başlığımız ise Instagram sayfasında zaman zaman yapmış olduğu “Aşkın Hoca ile Hap Bilgi” paylaşımlarına bir gönderme olsun istedik!

Sayın Hocam, öncelikle değerli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ediyor, Başkent Üniversitesi İzmir Zübeyde Hanım Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi Üroloji Bölümündeki yeni görevinizde kolaylıklar diliyoruz. Hocam, böbreklerimiz bizim hayati organlarımızdan. Oldukça yoğun çalışan bu organımız bizim için ne yapar? Çok kısa böbreklerimizin fonksiyonlarından bahsedebilir miyiz?

Çok teşekkür ediyorum. Evet, böbreklerimizin en önemli görevlerinden bir tanesi ağız yolu ile aldığımız gıdaların sindirilmesi sonucunda oluşan bazı zararlı ve atık maddeleri idrar yolu ile süzerek dışarı atmaktır. Diğer görevleri arasında vücudumuzdaki bazı minerallerin ve suyun dengesini sağlamak, ayrıca çeşitli hormonların salgılanması yer alır. Örneğin renin hormonunun salgılanması ile birlikte tansiyonumuz dengelenir. Diğer bir hormon ise eritropoietindir. Bu hormon da kemik iliğini uyararak kan elemanlarının yapılmasını sağlar. Ayrıca güneş ışınları vasıtasıyla derimizde üretilen D vitamini, böbreklerde vücudun kullanabileceği hâle getirilerek kandaki kalsiyum ve fosfor oranını dengeler ve sağlıklı kemik yapısının korunmasına katkı sağlar.

Böbrek Tümörü denildiğinde ne anlamamız gerekir? Her böbrek tümörü kanser midir?

Biz aslında böbrek tümörü ile böbrek kanseri kavramlarını aynı anlamda kullanıyoruz. Böbrek kanseri veya böbrek tümörü dediğimizde aklımıza, böbrek hücrelerinin kötü huylu hâle gelerek kontrolsüz şekilde çoğalması ve tümör oluşturması gelmelidir. Yani böbrek kanseri, böbrekteki hücrelerin anormal büyümesinden kaynaklanır. Böbrek kanserlerinin büyük bölümü ilk olarak böbrekteki küçük tüplerin astarında ortaya çıkar ve zamanla büyüyerek tümör hâline gelir.

Böbrek kanserinin en sık karşılaşılan nedenleri nelerdir? Kısaca ne tür belirtilerden bahsedebiliriz? Belirti verir mi? Nasıl teşhis edilir?

Böbrek kanserleri, tüm kanserlerin yaklaşık %2-3’ünü oluşturur. Erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür ve yaşın ilerlemesiyle birlikte risk artar.

Kesin nedeni bilinmemekle birlikte sigara kullanımı, obezite, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği, ailede kanser öyküsü, radyasyona maruz kalma ve iş yerinde toksik maddelere maruziyet risk faktörleri arasında sayılabilir.

En önemli noktalardan biri ise böbrek kanserinin uzun süre hiçbir belirti vermeyebilmesidir. Günümüzde ultrason, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşması sayesinde küçük tümörler daha erken evrede saptanabilmektedir.

Tümör büyüdüğünde ise idrarda kan görülmesi, bel veya böbrek bölgesinde geçmeyen ağrı, ele gelen kitle, ayrıca hastalığın evresine göre yorgunluk, iştahsızlık, kilo kaybı ve ateş görülebilir. Tanı genellikle ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) ve MR ile konulur.

Böbrek kanseri tedavisinde standart cerrahi midir? Soruyu değiştirerek de soralım, cerrahi işlem olmadan kanserden kurtulmak mümkün mü?

Böbrek kanserinin altın standart tedavisi cerrahidir. Hastanın genel durumu uygunsa zaman kaybetmeden kanserli dokunun veya gerektiğinde böbreğin tamamının çıkarılması gerekir.

Cerrahide temel amaç, mümkün olduğunca böbrek fonksiyonlarını korumaktır. Bu nedenle uygun hastalarda yalnızca kanserli bölüm çıkarılır, böbreğin geri kalan kısmı korunur. Ancak tümörün büyüklüğü, yerleşimi ve evresine göre böbreğin tamamının alınması da gerekebilir.

Kanser böbreğin dışına yayılmışsa cerrahiye ek olarak farklı tedaviler uygulanabilir. Kemoterapi ve radyoterapi böbrek kanserinde sınırlı etkiye sahiptir. Son yıllarda ise özellikle ileri evre hastalarda immünoterapi önemli bir tedavi seçeneği hâline gelmiştir.

Böbrek kanseri tedavisinde cerrahi yöntemler olarak ne tür girişimler yapılabilmektedir?

Cerrahi yöntemin seçimi tamamen hastanın genel durumu, tümörün büyüklüğü, böbrekteki yerleşimi ve yaygınlığına göre belirlenir. Günümüzde ülkemizde en sık uygulanan iki yöntem açık cerrahi ve laparoskopik cerrahidir.


Doç. Dr. Aşkın Eroğlu Kimdir?

1999 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Doç. Dr. Aşkın Eroğlu, uzmanlık eğitimini Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Doçentlik unvanını Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden alan Eroğlu, halen Başkent Üniversitesi İzmir Zübeyde Hanım Uygulama ve Araştırma Hastanesi (Bostanlı) Üroloji Bölümünde görev yapmaktadır.

Sosyal medyayı mesleki bilgi paylaşımı amacıyla aktif kullanan Doç. Dr. Aşkın Eroğlu’nun başlıca çalışma alanları üroloji, ürolojik kanserler ve tedavileri ile ürolojide laparoskopik cerrahidir.