HİBRİT LAZER TEKNOLOJİSİ İLE JİNEKOLOJİDE YENİ DÖNEM!

Lazer tedavileri, özellikle son yıllarda jinekoloji alanında dikkat çekici gelişmeler sağlıyor. Bu röportajda, hibrit lazer teknolojisinin jinekolojideki kullanımlarını ve sağladığı avantajları Uzm. Dr. Minegül Eben ile konuştuk. Dr. Eben, hibrit lazerin sağladığı yenilikler ve tedavi süreçleri hakkında önemli bilgiler paylaşıyor.

Hocam, öncelikle lazer nedir? Tıp alanında nerelerde kullanılır?

Lazer, aslında yoğunlaştırılmış ışıktır. Bir diğer deyişle, ışığın uyarılmış ışınım ile yükseltilmesi anlamına gelir. Lazer ışığını ilk olarak 1917 yılında Albert Einstein öne sürmüş, ilk lazer cihazını ise 1960 yılında Theodore Maiman geliştirmiştir.

Lazer ışını; dermatoloji, plastik cerrahi, genel cerrahi, kulak burun boğaz, göz hastalıkları, fizik tedavi ve üroloji branşlarında uzun yıllardır tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Son yıllarda ise jinekoloji alanında da kullanım alanı giderek genişlemektedir.

Hocam, son zamanlarda hibrit lazerden söz edildiğini duyuyoruz. Hibrit lazer nedir?

Ablatif lazerler, cildin en üst tabakası olan epidermise ve hemen altındaki dermis tabakasına etki eder. Oluşturduğu kontrollü ısı artışı ve doku hasarı sayesinde ciltte soyulma meydana gelir ve yeni doku oluşumu uyarılır.

Non-ablatif lazerler ise cildin daha derin tabakası olan dermise etki ederek kontrollü doku hasarı oluşturur ve yeniden yapılanmayı sağlar. Ablatif lazerlere göre etkinliği biraz daha düşük olmakla birlikte, cilt yüzeyinde soyulma oluşturmadığı ve cilt bütünlüğünü bozmadığı için daha nazik bir uygulamadır.

Sonuç olarak ablatif teknolojiler daha etkili sonuçlar sunarken iyileşme süresi daha uzundur ve yan etki riski daha yüksektir. Non-ablatif teknolojiler ise daha hafif sonuçlar sağlamakla birlikte daha kısa iyileşme süresi ve daha az yan etki avantajına sahiptir.

Hibrit lazer, ablatif ve non-ablatif lazer teknolojilerinin aynı anda kombine şekilde uygulanmasıdır. Böylece her iki yöntemin avantajları bir araya getirilerek daha kısa iyileşme süresi ve daha az yan etkiyle, ablatif lazerlere yakın sonuçlar elde edilebilmektedir.

Jinekolojide lazer uygulamaları hangi amaçlarla kullanılabilir?

Dış genital bölgede renk açma, sıkılaştırma, cilt yenileme ve gençleştirme amacıyla kullanılmaktadır. Ayrıca genital siğil tedavisinde ve epizyotomi skarlarının tedavisinde de uygulanabilmektedir.

Bunun yanında;

  • Vajinal gevşekliğin giderilmesi

  • Vajinal sıkılaştırma ve gençleştirme

  • Vajinal kuruluk tedavisi

  • Menopoza bağlı genitoüriner sendromun tedavisi

  • Tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar

  • Sık idrar yolu enfeksiyonları

  • Stres tipi idrar kaçırma (öksürme, hapşırma, ağır kaldırma sırasında oluşan kaçırma)

  • Cinsel isteğin ve hazzın artırılması

amacıyla da lazer tedavisinden yararlanılabilmektedir.

Menopoz sonrası azalan östrojen hormonuna bağlı gelişen vajinal kuruluk, yanma, kaşıntı, cinsel isteksizlik, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve sık idrar yolu enfeksiyonu gibi şikâyetlerle seyreden postmenopozal genitoüriner sendromda da hibrit lazer etkili bir seçenek olabilmektedir.

Hibrit lazerin vajinal uygulamalarından biraz bahsedebilir misiniz?

Vajinal gençleştirme ve sıkılaştırma, özellikle menopoz sonrası görülen kuruluk şikâyetlerinde, cinsel hazzın artırılmasında, tekrarlayan vajinal ve idrar yolu enfeksiyonlarında ve stres tipi idrar kaçırmanın tedavisinde uygulanabilmektedir.

Uygulama ağrılı olmadığı için anestezik krem kullanımına gerek yoktur. İşlem jinekolojik muayene masasında gerçekleştirilir ve yaklaşık 15-20 dakika sürer. Vajina içine yerleştirilen özel bir prob aracılığıyla vajen duvarlarına uygun doz ve sürede lazer uygulanır.

Hibrit lazer uygulamasından hemen sonra günlük yaşama dönülebilir. İşlem günü hafif yanma, sızlama veya batma hissi görülebilir. Bunun dışında belirgin bir yan etki beklenmez. Uygulama sonrasında 3 gün cinsel ilişki önerilmez.

Tedavinin etkisi 2-3 hafta içinde belirginleşmeye başlar, nihai sonuç ise 6 hafta sonunda elde edilir. Hastanın şikâyetine göre değişmekle birlikte 6 hafta arayla 2-3 seans uygulanması genellikle yeterlidir. Gerekli görülen durumlarda 6 ay sonra tek seans destek uygulaması yapılabilir.

Dış genital bölgede hibrit lazer nasıl uygulanmaktadır?

Dış genital bölgede renk açma, cilt yenileme ve sıkılaştırma amacıyla hibrit lazer uygulanmaktadır.

Uygulama öncesinde bölgenin traşlı olması gerekir. İşlemden 30-45 dakika önce anestezik krem uygulanır. İşlem jinekolojik muayene masasında yapılır ve dış genital bölge uygun doz ve sürede lazer ışını ile taranır. Ortalama 10-15 dakika sürmektedir.

Hibrit lazer sonrasında ablatif lazerlerde görülebilen soyulma veya kabuklanma genellikle oluşmaz. Bu nedenle hasta aynı gün günlük yaşamına dönebilir. İlk 1-2 gün hafif yanma, batma veya kaşıntı görülebilir.

İşlem sonrasında 2-3 gün cinsel ilişki önerilmez. Ertesi gün ılık suyla duş alınabilir.

Tedavinin etkisi 2-3 hafta içinde belirginleşmeye başlar, nihai sonuç 6 hafta sonra ortaya çıkar. Şikâyetin durumuna göre 6 hafta arayla 2-4 seans uygulanabilmektedir.

Genital siğil tedavisinde hibrit lazer nasıl kullanılmaktadır?

Siğil tedavisinde lazer ışınının ablatif etkisinden yararlanılır. Lazerin oluşturduğu yüksek ısı sayesinde kontrollü doku hasarı oluşturulur ve siğil dokusu ortadan kaldırılır.

Tedavi edilecek alanın genişliğine göre lokal veya genel anestezi tercih edilebilir. Özel problar yardımıyla siğiller üzerine küçük boyutlu lazer atışları uygulanır. Genellikle tek seans yeterli olmaktadır.

İşlem sonrası iyileşme süresi yaklaşık 10-15 gündür. Bu dönemde hijyene dikkat edilmeli, uygulama alanı temiz ve kuru tutulmalıdır. Gerektiğinde anestezik, yara iyileştirici (skatrizan) ve antibiyotikli kremler kullanılabilir.

Lazer tedavisi herkes için uygun mudur?

Hayır. Aşağıdaki durumlarda lazer tedavisi uygulanmamalıdır:

  • Aktif genital enfeksiyon varlığında

  • Aktif HPV veya HSV (uçuk) enfeksiyonu sırasında

  • Gebelik döneminde

  • Lohusalık döneminde

  • Regl döneminde

  • Anormal PAP smear sonucu bulunan hastalarda

  • Kanser veya kanser şüphesi olan kişilerde

  • İmmünsüpresif hastalığı bulunanlarda

  • Işığa karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda

Bu durumlarda öncelikle altta yatan sorun değerlendirilmeli ve uygun tedavi planı oluşturulmalıdır.