“İNFERTİLİTE TEDAVİSİ KİŞİYE ÖZEL OLMALIDIR”

Halk arasında kısırlık olarak bilinen infertilite, sorunun belirlenmesi ve tedavi sürecine geçilmesi açısından hassas bir süreçtir. İnfertilite tedavisinin kişiye özel olması gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Alper Dırık’a teşhis ve tedavi sürecinde merak edilenleri sorduk.

İnfertilite nedir? Ne zaman bir infertilite sorunundan bahsetmek mümkündür?

İnfertilite, aslında halk arasında kısırlık olarak ifade edilen duruma karşılık gelir. Ancak biz bu durumu bazen subfertilite olarak da tanımlıyoruz. Bu tam anlamıyla kısırlık demek değildir. Sperm sayısına veya kadındaki bazı faktörlere bağlı olarak çocuk sahibi olabilme olasılığının azalması ya da üreme yeteneğinin düşmesi durumudur.

İnfertilite ise çiftlerin bir yıl boyunca korunmasız ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen, özellikle kadının ovülasyon yani yumurtlama dönemlerinde gün aşırı birlikte olmalarına karşın gebelik oluşmaması durumudur.

Bu gibi durumlarda erkek ve kadın yaklaşık %50 oranında sorumludur. Dolayısıyla hem erkeğin hem de kadının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Erkeklerde infertilite nasıl değerlendirilir? Fizik muayene ve testlerde nasıl bir yol izlenir?

Bize başvuran erkek hastaların eşleri genellikle daha önce kadın doğum uzmanına gitmiş ve bazı ön değerlendirmeler yapılmış oluyor. Ancak erkek hasta ilk kez başvuruyorsa öncelikle ayrıntılı bir fizik muayene yapıyoruz.

Muayenede testisleri ve penisi değerlendiriyoruz.

Öncelikle doğuştan gelen bir anomalinin olup olmadığına bakıyoruz. Bunlardan en sık karşılaştıklarımızdan biri hipospadias, yani idrar deliğinin penisin alt kısmına açılmasıdır. Ayrıca peniste farklı yapısal bozukluklar da görülebilir.

Öncelikle kişinin sağlıklı bir cinsel ilişkiye girip giremediği önemlidir. Buna engel herhangi bir durum olup olmadığı değerlendirilir. Örneğin penisin çok kısa olması nedeniyle ilişki mümkün olmayabilir. Bu nedenle penisin anatomik yapısı önem taşır.

Bunun dışında testislerin yerinde olması gerekir. Özellikle inmemiş testis öyküsü olan kişilerde infertilite ile karşılaşabiliyoruz. Bu durum daha önce fark edilmemiş olabilir.

Erkek infertilitesinde en sık karşılaştığımız nedenlerden biri ise varikoseldir. İnfertilite nedeniyle başvuran erkeklerin yaklaşık %40’ında varikosel bulunmaktadır. Bu nedenle varikosel açısından mutlaka değerlendirme yapıyoruz.

Bazı kişilerde ise sperm kanalları doğuştan hiç gelişmemiş olabilir. Buna Vaz Deferens Agenezisi diyoruz. Böyle durumlarda farklı genetik hastalıklar akla geldiği için hastayı ayrıntılı olarak değerlendirmek gerekir.

Testislerin boyutu da oldukça önemlidir. Testislerin küçük olması ya da gelişim geriliği bulunması, yani testiküler hipoplazi veya testis atrofisi, bazı doğumsal hastalıkların belirtisi olabilir.

Bu nedenle fizik muayene, infertilite değerlendirmesinde son derece önemlidir.

Muayenede saptadığımız bulgular doğrultusunda ileri tetkikler planlıyoruz.

Örneğin varikosel tespit edilirse testis ultrasonografisi istiyoruz.

Gerekli durumlarda hormon testleri, genetik incelemeler ve çeşitli kan tahlilleri yapılabiliyor.

Sperm analizinde ciddi bozukluk saptarsak yine genetik incelemeler ve hormon testleri planlıyoruz.

Bazı durumlarda batın ultrasonografisi de isteyebiliyoruz. Örneğin bir tümörden şüphelenildiğinde ek görüntüleme yapılması gerekebiliyor.

Dolayısıyla fizik muayeneden sonra ilk değerlendirme sperm analizidir. Sonrasında ise ilk aşama görüntüleme yöntemi olarak testis ultrasonografisi uygulanmaktadır.

İnfertiliteye neden olan yaşam alışkanlıkları nelerdir?

Özellikle sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, sigara ve tütün ürünleri kullanımı ile alkol tüketimi erkek üreme sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerdir.

Uyuşturucu kullanımı ve aşırı kilo oluşturan beslenme alışkanlıkları da üreme yeteneğini azaltabilir.

Bazı ilaçlar, özellikle hormon dengesini etkileyen ilaçlar infertiliteye neden olabilir.

Özellikle vücut geliştirme amacıyla kullanılan testosteron ve anabolik steroidler, ciddi infertilite sorunlarına yol açabilmektedir.

Bunun dışında radyasyona maruz kalmak ve bazı cerrahi operasyonlar da infertiliteye neden olabilir.

Özellikle kasık bölgesinde yapılan ameliyatlarda sperm kanallarının zarar görmesi, üreme sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Erkeklerde infertilite tedavisinde hangi yöntemlere başvurulur?

Burada tamamen kişiye özel tedavi uygulanır.

Tedavi planı infertilitenin nedenine göre belirlenir.

Örneğin hastada varikosel saptanırsa bunun tedavisi cerrahidir.

Daha önce bahsettiğimiz subfertilite durumlarında ise herhangi belirgin bir sorun olmamasına rağmen gebelik oluşmuyorsa sperm sayısı veya hareketliliğinde azalma olabilir.

Bu kişilerde ilaç tedavileri uygulanabilir ve hasta 3-6 ay takip edilir.

Bazı hastalarda tüm tedavilere rağmen erkek kaynaklı infertilite düzeltilemeyebilir. Bu durumda çiftler yardımcı üreme teknikleri, yani aşılama veya tüp bebek tedavisine yönlendirilebilir.

Bunun dışında sperm kanallarında darlık veya tıkanıklık, prostat kisti gibi bazı hastalıklar meninin dışarı çıkmasını zorlaştırabilir.

Bu hastalarda meni miktarı da azalmaktadır.

Bu durumda tıkanıklığın giderilmesine yönelik cerrahi girişimler uygulanabilir.

İdrar yolundan girilerek yapılan bazı endoskopik işlemlerle meni miktarında artış sağlanabilmektedir.

Bazı erkekler daha önce kendi istekleriyle vazektomi ameliyatı geçirmiş olabilir.

Bu ameliyat öncesinde geri dönüşün kesin olmadığı belirtilmektedir. Ancak gelişmiş mikrocerrahi yöntemlerle sperm kanalları yeniden birleştirilebilir ve bazı hastalarda tekrar çocuk sahibi olabilme şansı sağlanabilir.

Bunun dışında obstrüktif azospermi, yani tıkanıklığa bağlı sperm yokluğu durumunda testisten sperm elde edilerek tüp bebek tedavisinde kullanılabilir.

Hormon eksikliğine bağlı infertilite vakalarında ise uygun hormon tedavileri uygulanmaktadır.

Sonuç olarak infertilite tedavisi tamamen hastanın altta yatan nedenine göre planlanır ve her hastaya kişiye özel bir tedavi yaklaşımı uygulanır.