KİREÇLENMEDE GÜNCEL TEDAVİLER VE ENJEKSİYONLAR

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elif Keskin Pehlivan ile yaptığımız bu röportajda; osteoartritin, yani halk arasında bilinen adıyla kireçlenmenin ne olduğunu, nedenlerini, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini ele aldık.

Dr. Pehlivan, dejeneratif bir eklem hastalığı olan osteoartritin erken tanı ve doğru tedavi yöntemleriyle yönetilmesinin önemini vurgularken; fizik tedavi, rejeneratif enjeksiyonlar ve bütüncül tıp yaklaşımlarının hastaların yaşam kalitesini nasıl artırabileceğini açıklıyor.

Osteoartrit (kireçlenme) derken tam olarak neyi kastediyoruz?

Osteoartrit dediğimizde kastettiğimiz şey aslında dejeneratif eklem hastalığıdır. Yani eklemin bileşenlerinin zamanla aşınması, yıpranması ve vücudun bu dejenerasyona gösterdiği biyolojik cevaptır. Vücut, hasar gören eklemde bir iyileşme mekanizması başlatmaya çalışır.

Bu iyileşme sürecinde; yük binen kemik dokularda yeni kemik çıkıntıları (osteofitler) oluşabilir, kıkırdak hasarları meydana gelebilir, eklem içinde sıvı birikebilir (ödem) ya da eklemin doğal kayganlaştırıcı sıvısı niteliğini kaybedip işlevinden uzaklaşabilir.

Osteoartritin ana nedenleri nelerdir? Hangi risk faktörleri öne çıkıyor?

Osteoartritin en sık nedeni ekleme aşırı ve hatalı yüklenilmesidir. Sık sık travma alan veya zedelenen bir eklem, iyileşme mekanizmasını sürekli tetiklediği için elbette daha çabuk kireçlenecektir.

Temel risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Fazla Kilo (Obezite): Eklemlere binen mekanik yükü ve vücuttaki sistemik inflamasyon riskini artırır.

  • Genetik Yatkınlık: Ailesinde kireçlenme öyküsü olan bireyler daha yüksek risk altındadır.

  • Travmatik Sporlar ve Hatalı Egzersiz: Uzun süreli kontrolsüz koşu veya sık atlama gerektiren sporlarda aşırı kullanılan eklemler risk altındadır.

  • Geçirilmiş Eklem Yaralanmaları: Kırık, çıkık veya bağ yaralanmaları sonrası eklem yapısının bozulması.

Kireçlenmenin belirtileri nelerdir? Hastalar en çok ne zaman doktora başvurmalı?

Kireçlenmenin en belirgin ve ilk işareti ağrıdır. Bu ağrının kendine has karakteristik bir seyri vardır:

  • Sabah Tutukluğu: Sabahları eklemde 5 ila 10 dakika süren bir sertlik/tutukluk hissiyle başlar. Birey hareket ettikçe eklem açılır ve rahatlar.

  • Gün İçi Ve Akşam Ağrısı: Gün ilerledikçe, eklem kullanıldıkça ve yoruldukça günün sonunda aynı eklemde yeniden belirgin bir ağrı meydana gelir.

Osteoartrit tanısı nasıl konur ve tedavi planı nasıl oluşturulur?

Kireçlenme tanısını en sık direkt grafi yöntemiyle, yani röntgen çekerek koyuyoruz. Beraberinde, ağrının iltihaplı romatizmal bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını ayırt etmek için kan tahlillerinden yararlanıyoruz. Röntgen bulgularında eklemi oluşturan kemik yüzeylerde daralma, dejenerasyon ve küçük kemik çıkıntıları görüyorsak osteoartrit teşhisini kesinleştiriyoruz.

Röntgen görüntülerine göre hastalığın evresini (başlangıç düzeyi veya ileri evre) belirledikten sonra tedavi planına geçiyoruz:

  • 1

    Yükün Hafifletilmesi: Kalça, diz, bel veya ayak bileği etkilenmişse ve hasta kiloluysa ilk adım kilo vermektir.

  • 2

    Kasların Güçlendirilmesi: Eklemi çevreleyen ve ona destek olan kas grubu için kişiye özel egzersiz programları planlanır.

  • 3

    Mekanik Destekler: Atel, dizlik, ayak bilekliği, kişiye özel tabanlık veya yürüme bastonu gibi yardımcı cihazlar önerilir.

  • 4

    Takviye Desteği: Eklem sağlığını korumak ve kıkırdağı desteklemek amacıyla (tercihen Sağlık Bakanlığı onaylı) gıda takviyelerinden faydalanılır.

  • 5

    Gelişmiş Enjeksiyonlar: Eklem içine kök hücre, eksozom, PRP, ozon veya hyalüronik asit uygulamaları yapılır.

Osteoartritte fizik tedavinin rolü nedir?

Osteoartrit tedavisinde vazgeçilmez temel taşlardan biri fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarıdır. Burada hangi metodun uygulanacağına hastanın muayene bulgularına göre Uzman Hekim karar vermelidir.

Fizik tedavinin ana hedefleri şunlardır:

  • Hastaya günlük yaşam aktivitelerini düzenleyerek kireçlenmiş eklemini nasıl koruyacağını öğretmek (Hasta Eğitimi).

  • Fizik tedavi ajanları sayesinde eklem içerisindeki yangıyı (inflamasyonu) ve ağrıyı kontrol altına almak.

  • Eklemi destekleyen çevre kasların kuvvetini ve esnekliğini artırmak.

Enjeksiyon ve diğer tedaviler, doğru planlanmış bir fizik tedavi ve egzersiz programı ile birleştirildiğinde kalıcı başarı sağlar.

Eklem içi enjeksiyon seçenekleri nelerdir ve ne tür faydalar sağlarlar?

Enjeksiyon seçiminde hastanın yaşı, sosyal hayatı, kronik hastalıkları, mesleği ve günlük aktivite düzeyi belirleyicidir. Günümüzde sıkça başvurduğumuz başlıca enjeksiyon yöntemleri şunlardır:

  • PRP (Trombositten Zengin Plazma): Hastanın kendi kanından elde edilen, iyileştirici büyüme faktörleri yönünden zengin rejeneratif bir tedavi yöntemidir.

  • Hyalüronik Asit (Yapay Eklem Sıvısı): Eklemin kayganlığını artırır, sürtünmeyi azaltır ve kıkırdak dokunun tamir süreçlerini destekler.

  • Ozon Enjeksiyonu: İyileşmeyi tetikleyici, doku oksijenlenmesini artırıcı ve ağrı kesici özelliğiyle fayda sağlar.

  • Kök Hücre ve Eksozom Tedavileri: Yeni nesil biyolojik tedavilerdir. Uygulandığı bölgedeki hasarlı dokunun ihtiyacı olan hücreye dönüşebilme ve doku tamirini yüksek düzeyde tetikleme gücüne sahiptir.

  • Kortikosteroid (Kortizon) Enjeksiyonu: İleri derecede yangılı ve baskılanması gereken durumlarda hastaya özel olarak nadiren tercih edilir.

Ayrıca akupunktur, kupa tedavisi, nöralterapi ve mezoterapi gibi tamamlayıcı tıp yöntemleri de hastanın ağrı konforunu artırmada ve doku iyileşmesini tetiklemede süreçlerimize büyük katkı sağlamaktadır.

Özetle: Osteoartritte temel amaç; hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, hasarlanmış eklemi destekleyerek ağrısız ve hareketli bir yaşam sürmesini sağlamaktır.

Uzm. Dr. Elif Keskin PEHLİVAN

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı