SPORCU PSİKOLOJİSİNDE AİLELER DE BİLİNÇLİ OLMALI

Spor alanında kariyer yapmak ve profesyonel spor hayatında kendine yer edinmek isteyen çocukların ihtiyaç duydukları psikolojik destek çok farklı olabiliyor. Bu desteğin kimi zaman antrenörden kimi zaman da aileden gelmesi gerekiyor. Büyük Altay Akademi Psikoloğu Yağmur Erişen Yaldız, bu süreçte çocuğa doğru şekilde yaklaşmanın önemine vurgu yaptı.

Yağmur Hanım, motivasyon sağlanırken çocuğa zarar vermeyecek şekilde nasıl davranılmalıdır?

Çocuğu motive etmek için ebeveynlerin en temel yapması gereken sağlıklı bir iletişim kurmaktır. Duygu ve düşüncelerini rahatça paylaşabileceği açık bir iletişim ortamı oluşturulmalıdır. Çocuklara karşı suçlayıcı olunmamalıdır. Bunun yerine ebeveynler kendi duygularını uygun şekilde ifade etmelidir. Çocuğunuzu dinleyin. Kendini ifade etmesi için onu destekleyin ve söylediklerine sert tepkiler vermeyin. Böylece ortaya çıkabilecek sorunlarda çocuğunuz sizinle iletişim kurmaya daha istekli olacaktır.

Motivasyonu ikiye ayırıyoruz: içsel motivasyon ve dışsal motivasyon. İçsel motivasyon, dış etkenlerden bağımsız olarak bir davranışı gerçekleştirmek için gereken istek ve çabanın çocuğun kendi merakından ve ilgisinden kaynaklanmasıdır. Bu motivasyon küçük yaşlardan itibaren gelişebilir.

İçsel motivasyonda önemli olan sonuca değil sürece odaklanmaktır. Çocuğun kendi potansiyelini geliştirmesine odaklanmak ve merak ile keşfetme duygusunu köreltmemek önemlidir. Başarısız olsa bile gösterdiği çaba nedeniyle desteklenmesi motivasyonunu güçlendirir. Hedef belirlemek de motivasyonu artıran önemli unsurlardan biridir. Küçük ve ulaşılabilir hedeflerle ilerlemek daha sağlıklıdır.

Ebeveynlerin tutumu da çocuğun spor motivasyonunda belirleyici rol oynar. Anne ve babaların çocuğa söz hakkı tanıyan, seçimlerini, ihtiyaç ve beklentilerini önemseyen ve yaşına uygun sorumluluklar veren bir yaklaşım benimsemeleri önemlidir.

Ebeveynlerin çocuk ile iletişimi nasıl olmalıdır?

Ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim oldukça önemlidir. Takım arkadaşları ve antrenör farklı bir yere sahip olsa da aile ile kurulan duygusal bağ çok daha güçlüdür. Bu nedenle anne ve babanın söyledikleri çocuk üzerinde derin etkiler bırakabilir.

Spora başlama kararı verildiği andan itibaren aile ile çocuk arasında açık ve güvene dayalı bir iletişim kurulmalıdır. Süreç çocuğa doğru şekilde anlatılmalıdır.

Antrenman sonrasında ebeveynlerin teknik yorumlar yapması çocukta kafa karışıklığına neden olabilir. Bunun yerine aile, destekleyici ve çocuğa güven veren bir tutum sergilemelidir.

Ayrıca çocuğa aşırı baskı yapılmaması önemlidir. Bunun yerine maç veya antrenman sonrasında çocuğun ihtiyaçlarını anlamaya yönelik sorular sormak daha doğru bir yaklaşımdır. Spordan sonra aile ile birlikte kaliteli vakit geçirmek de çocuğun kendini desteklenmiş hissetmesini sağlar.

Sonuç olarak spor, çocuğun zihninde olumlu bir deneyim olarak kalmalıdır.

Aile çocuğun verimini nasıl artırabilir?

Ailelerin çocukların spor verimini artırmada çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle çocuklara aile tarafından destekleyici, güvenli ve motive edici bir ortam sunulmalıdır. Çocuğun spor hedeflerine ulaşmasında motivasyon desteği sağlamak önemlidir. Olumlu ve cesaretlendirici sözlerle çocuğun kendine olan güveni artırılabilir.

Aileler aynı zamanda çocuğun spor bilinci geliştirmesine yardımcı olabilir. Antrenörlerle çocuğun gelişimi hakkında iletişim hâlinde olmak da önemlidir. Böylece ihtiyaç duyduğu alanlarda birlikte hareket edilebilir.

Çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik ihtiyaçlarının belirlenmesi ve buna uygun destek verilmesi performans açısından büyük önem taşır.

Bazen “Antrenmanda çok iyi ama maçta aynı performansı gösteremiyor.” ifadelerini duyabiliyoruz. Böyle durumlarda çoğunlukla kaygı düzeyinin yüksek olduğunu gözlemleriz.

Kaygının fizyolojik belirtileri de vardır ve bu durum spor performansını doğrudan etkileyebilir. Performans kaygısını yönetmeyi öğrenmek hem spor yaşamında hem de günlük yaşamda başarıyı artırır.

Bu becerilerin ne kadar erken yaşta kazanılması sağlanırsa çocuk ilerleyen yaşamında da bunlardan o kadar fazla yararlanabilir.

Kaygı durumunda, kişinin kendi yeterliliğine ilişkin algısıyla karşılaştığı durum arasındaki fark belirleyici olur. Başa çıkma becerisini güçlü gören birey, kaygıyı daha kolay yönetebilir. Bu nedenle çocuğun özgüveni desteklenmeli, ebeveynler de kendi duygu düzenleme becerileriyle çocuklarına rol model olmalıdır.

Ebeveynler çocukları spora daha fazla nasıl teşvik edebilir?

Çocukların ilgi alanlarını keşfetmek ve onları sevdikleri spor dallarına yönlendirmek önemlidir.

Sporu sevmeleri ve keyif almaları, spora uzun süre devam edebilmelerinin en önemli koşullarındandır.

Çocukların gösterdikleri çabayı takdir etmek özgüvenlerini geliştirir. Onlarla birlikte gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler belirlemek ve bu hedeflere ulaşıldığında başarılarını kutlamak spora olan ilgilerini artırır.

Baskı yapmaktan kaçınmak ise çocukların sporu keyif aldıkları bir alan olarak görmelerini sağlayarak spora olan bağlılıklarını güçlendirir.

Başarısızlık Sonrası Çocuğa Nasıl Yaklaşılmalıdır?

Bu süreçte çocuğun duygularını anlamak ve kabul etmek çok önemlidir.

Başarısızlık sonrasında çocuk; üzüntü, hayal kırıklığı veya öfke gibi duygular yaşayabilir. Ebeveynler çocuğun bu duygularını ifade etmesine izin vermeli, onu dikkatle dinlemelidir. Empati kurarak, çocuğun duygusal anlamda desteklendiğini hissettirmelidir.

Başarısızlığın, öğrenmenin ve gelişmenin doğal bir parçası olduğu mutlaka vurgulanmalıdır. Ebeveynler başarısızlığı bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirmesi için çocuğa rehberlik edebilir. Yaşadığı deneyimden neler öğrendiği ve bir sonraki sefer neleri farklı yapabileceği birlikte konuşulabilir.

Bu yaklaşım çocuğun problem çözme becerilerini de geliştirir. Sadece sonuca değil sürece odaklanmak ve gösterdiği çabayı takdir etmek önemlidir.

Aşırı tepki göstermek ve suçlayıcı olmak, çocuğun özgüvenini zedeler ve spordan uzaklaşmasına neden olabilir. Bunun yerine sakin, anlayışlı ve destekleyici bir tutum benimsenmelidir.

Çocuk, ailesinin sevgi ve desteğinin başarıya bağlı olmadığını hissetmelidir. Sadece kazandığında değil, sürecin her aşamasında destek gördüğünü bilmesi sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşır.

Ayrıca ailelerin kendi bakış açılarını da değerlendirmeleri gerekir. Başarısızlığın aile için ne ifade ettiği, çocuğa verilen mesajları doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur. Bu nedenle ebeveynlerin bu konuda da farkındalık geliştirmeleri önem taşımaktadır.