SINAV KAYGISI VE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ

Sınav kaygısı özellikle çocukların ve gençlerin yeni eğitim kademelerine geçiş öncesi yaşadığı en zorlu duygulardan biridir. Öylesine zorludur ki yetişkinliğimizde dahi kimi zaman rüyalarımızda sınava girdiğimizi görür, uyandıktan sonra “Neyse ki rüyaymış.” diyerek rahatlarız. Bu kaygı nedir, etkileri neler olabilir ve bu kaygı durumu ile başa çıkmak için neler yapılabilir? Psikolog ve Aile Danışmanı Sayın Ceren Yağcıköseoğlu Barut ile sınav dönemine girdiğimiz bu aylarda konuyu etraflıca ele almak istedik.

Sınav kaygısı olarak adlandırdığımız duygu durumunun ne olduğunu değerli okuyucularımız için açıklar mısınız?

Sınav kaygısını açıklayabilmek için öncelikle kaygının ne olduğuna değinmek isterim. Kaygı; diğer duygularımız gibi sahip olduğumuz doğal bir duygudur. Her bireyde var olan bu duygu seviyesinin yükselmesi beraberinde problemleri getirebilir. Kaygının var olması gerekir çünkü kaygı bizi korur ve harekete geçmemizi sağlar. Sınav kaygısı da öğrencinin aksiyon almasını sağlar. Kişi başarılı olmak istiyorsa sınava hazırlanması için motive olur.

Sınav kaygısının var olması bilinenin aksine motive edicidir. Ancak kaygı seviyesinin yüksek olması ve yönetilememesi önemli bir sorundur.

Sınav kaygısının belirtileri nelerdir? Kişi bu durumda duygularını anlamlandırabilir mi?

Sınav ile ilgili performans sergilemesi gereken durumlarda çoğunlukla kaygı ve belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Özellikle sınava hazırlık sürecindeki deneme sınavları veya ders çalışma öncesinde isteksizlik, sürekli gerekli olmayan şeylerle ilgilenme, erteleme ve bir türlü başlayamama davranışları görülebilir. Bunun yanı sıra mide rahatsızlıkları ve çeşitli ağrı şikâyetleri yaşanabilir.

Kaygının şiddeti arttıkça kişi başarısız olacağını düşünebilir. Kaygıyla sürekli sınavı ve sonrasını düşündükleri için belirsizlik sebebiyle daha da kaygılanabilirler. Zihinleri sürekli aktif olduğu için baş ağrıları, dikkat ve konsantrasyon problemleri oluşabilmektedir.

Bu süreci deneyimleyen gençler yaşadıkları durumun çoğu zaman farkında olamayabiliyor. Sınav sonrasında başarılı olmaları konusunda hem kendilerine hem arkadaşlarına hem de ailelerine karşı sorumluluk hissettikleri için, sınavın getirdiği olağan kaygının yanı sıra kendilerine yüklenmeleri sonucu ortaya çıkan ekstra kaygıyla baş etmekte zorlanabiliyorlar.

Sınav kaygısının kişide yarattığı etkiler nelerdir? Hayatını nasıl etkiler?

Sınav kaygısını yönetmekte zorlanan bireyler sürekli sınavı ve olabilecekleri düşünmektedir. Yanlış bir şey yapmak ve başarısız olma korkuları artmaktadır. Bu sebeple sınav öncesi denemelerde ve sınav esnasında fazlasıyla gergin, panik ve heyecanlı olabilir; soruları yanlış okuyabilirler. Maalesef sırf bu nedenle başarısız olabilirler.

Sınava hazırlık sürecinde kendileri için bir şey yapmak istemeyebilir, kendilerine zaman ayırmayı gereksiz görebilirler. Keyif alacakları etkinlikleri yapsalar bile bundan yeterince keyif alamayabilirler. Ailelerinin sınav veya derslerle ilgili herhangi bir sohbetine maruz kaldıklarında rahatsızlık duyabilirler. Dolayısıyla bu süreçte aile ve sosyal ilişkileri zarar görebilir.

Ayrıca kaygıyı yönetmekte zorlandıkları için kendilerine kısa süreli rahatlama sağlayan karbonhidrat ağırlıklı yiyecekleri fazla tüketebilirler. Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik sonucunda ise kendilerini sürekli yorgun, halsiz ve depresif hissetme eğilimleri artabilir.

Sınav kaygısı ile başa çıkmak için neler yapılabilir? Sizin önerileriniz nelerdir?

İlk olarak sınava girecek adaylara yalnız olmadıklarını kendilerine hatırlatmalarını isterim. Birçok kişi aynı süreci deneyimliyor; herkes kaygılanıyor, hatta kaygılanmalı da. Ancak kimi bu kaygıyı yönetebiliyor, kimi ise yönetmekte zorlanıyor.

Bu yüzden onları en çok neyin zorladığını bulmalarını öneririm. Ailelerinin tutum ve davranışları mı, kendilerine yüklenmeleri mi, arkadaşlarının etkisi mi?

Bu süreçte genellikle kişiler sürekli ders çalışmak isterler, hatta tatillerde bile. Dolayısıyla hareketsiz bir yaşam başlar. Hareketsiz kaldığımızda kaygıyı yönetmek daha da zorlaşır. Serotonin ve dopamin hormonlarının artmasını sağlamak gerekir. Bunun en kolay yolu ise egzersiz yapmaktır. Bir spor salonuna üye olmalarına gerek yok; hareket etmeleri yeterlidir.

Sosyal destek de bu süreçte oldukça önemlidir. Onları anlayan, dinleyen ve yargılamayan kişilerle etkileşimde olmak bu süreci daha rahat geçirmelerini sağlayacaktır. Yapabileceklerini yapıp yapmadıklarını kendilerine sorsunlar ve bu süreçte dinlenmeyi, eğlenmeyi ve dışarı çıkmayı kendilerine hak görsünler. Zorlandıkları noktada profesyonel destek almalarını öneririm.

Bu süreçte anne ve babalara tavsiyeleriniz nelerdir? Yakın çevre sürece nasıl katkı sağlayabilir?

Öncelikle anne ve babaların çocuklarının zorlandığı bir sürecin içinde olduklarını unutmamalarını öneririm. Ders çalışmasıyla ilgili imalar, yaptırımlar, ödül-ceza gibi yöntemler işlevsel olmamakla birlikte aile ile çocuk arasına mesafe koyabilmektedir.

Anne ve babaların çocuklarına yanlarında olduklarını hissettirmelerini, düzenli olarak yardıma veya herhangi bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını sormalarını, birlikte kaliteli zaman geçirmelerini öneririm. Ayrıca sınavın hayatın sonu olmadığı mesajını vermeleri de oldukça önemlidir.

En sık yapılan hatalardan biri çocukların sınav puanlarını ve gelişimlerini başkalarıyla kıyaslamaktır. Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın. Çocuğunuza verebileceğiniz en önemli şey, kendi sorumluluğunu almasını desteklemektir.

Sosyal ilişkilerimiz aracılığıyla iyileşiriz. Bu süreçte sürekli sınav konuşmamak, sınav dışında sohbetler etmek ve sosyalleşmek sürecin daha sağlıklı geçirilmesini sağlayacaktır.

Ceren Hanım, röportajımızı bitirirken son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Sınava hazırlanan tüm adaylara şimdiden bol şans ve başarılar diliyorum. Uzunca bir süredir verdikleri emeklerin karşılığını alacaklarını unutmamalarını isterim.

Ceren Yağcıköseoğlu Barut
Psikolog & Aile Danışmanı